![]() |
karşıYuvar
|
![]() |
|||||||||||||||||
18 Şubat 2003 - Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun erkek, kadın, çocuk ve yaşlılarından selamlar. Bizim sözlerimiz, okyanusu aşabilmek için bulut oldu ki, sizlerin kalplerindeki dünyalara ulaşabilsin.
Bugün tüm dünyada, Bush'un Iraklı insanlara karşı açacağı savaşa 'Hayır' demek için protesto
gösterileri düzenlendiğini biliyoruz.Ve zaten tam da öyle denmesi gerekiyor; çünkü bu savaş, ne Kuzey
Amerika halklarının savaşı, ne de Saddam Hüseyin'e karşı bir savaş.Bu savaş, Bay Bush'un temsil
ettiği paranın savaşı (ki bu, onun zeka yoksunu olduğunun kanıtıdır). Bu savaş, insanlığa karşı bir
savaş; insanlığın kaderi şu anda Irak topraklarında tehlike altında.Bu, korkunun savaşı.Savaşın amacı,
Saddam Hüseyin'i Irak'ta yenmek değil. Savaşın amacı, El Kaide'yi ortadan kaldırmak da değil, Iraklıları
özgürlüğe kavuşturmak da... Bu savaş adalet için yapılmıyor; demokrasi için de yapılmıyor...Bu
terörün amacı özgürlük de değil. Amaç, korku. Kendisine neyi, nasıl ve ne zaman yapması gerektiğini
söyleyen bir polise, dünyanın boyun eğmeyeceği korkusu. İşte bu korkunun savaşı...Dünyanın,
yağmacılığı reddetmesinden duyulan bir korku. İnsanlığın özünde olan bir isyanın korkusu. Bütün
dünyada bugün harekete geçen milyonlarca insanın barış çağrılarının daha da yükseleceği korkusu. Irak
topraklarına düşecek olan bombaların kurbanları sadece Iraklı siviller, çocuklar, kadınlar, erkekler ve
yaşlılar olmayacak. Bu insanların ölümleri, Tanrı'yı ölüm ve yıkımda mazeret olarak göstermek isteyen
Bush'un düşüncesizce ve rasgele ilerlediği bu yolda, birer 'kaza' olarak adlandırılacak. Bu aptallığı
yöneten kişi olan Bay Bush, (ki ayni aptallık İtalya'da Berlusconi, İngiltere'de Blair ve İspanya'da Aznar
tarafından destekleniyor) Irak halkının üstüne boşaltmaya çalıştığı gücü parayla satın aldı.New
York'taki ikiz kulelerin gölgelerinin ve 11 Eylül terör kurbanlarının bahane edildiği büyük bir hileyle, Bay
Bush kendini dünya polisinin başı ilan etti. Bunu unutmamak lazım. Ne Saddam Hüseyin, ne de Iraklılar
ABD hükümetinin umurunda değil. ABD'nin umursadığı tek şey, cezalanmayacağından kesinlikle emin
olup, dünyanın her yerinde, her an suç işleyebileceğini gösterebilmek. Irak'a düşecek olan bombalar,
dünyadaki tüm ülkelere de düşmek için uğraş verecek. Ayrıca kalplerimize de düşerek, içlerinde
taşıdıkları o korkuyu evrenselleştirmiş olacaklar. Bu savaş, tüm insanlığa karşı, bütün dürüst erkek ve
kadınlara karşı olan bir savaş. Bu savaş, korkunun ne olduğunu bilmemizi istiyor, parası ve ordusu
olanın, hakkı da olduğuna inanmamızı istiyor. İstiyorlar ki, bu savaşı umursamayalım, umutsuzluğu
yeni bir din yapalım, susalım, boyun eğelim, vazgeçelim, pes edelim.... ve unutalım. Cenova
asilerinden Carlo Giuliani'yi unutalım. Zapatistalar, rüyalarında ölülerini gören insanlardır. Bugün,
ölülerimiz 'HAYIR' diyen bir asiyi rüyalarında görüyorlar. Bizim için tek bir şerefli kelime var ve bu
savaşla yüz yüzeyken tek bir vicdanlı davranış var: 'HAYIR' kelimesi ve isyan hareketi. Bundan dolayı
savaşa 'HAYIR' demeliyiz.
Bu savaşta tehlikede olan şey, güçlü ve zayıf arasındaki ilişki. Güçlü, gücünü bizim zayıflığımızdan
alıyor. Bizim emeklerimiz, bizim kanımızla yaşıyor. Bu nedenle biz zayıf düşerken, o semiriyor.
Güçlüler bu savaşta Tanrı'ya müracaat ettiler; onların gücünü, bizim de zayıflığımızı, kutsal bir planın
parçaları olarak kabul etmemizi istedikleri için bunu yaptılar. Bu savaşın arkasında para tanrısı dışında
bir tanrı yok; ölüm ve yıkım arzusu dışında bir hak da yok. Güçsüzlerin tek gücü onurlarıdır. Savaşarak
güçlülere karşı koymak ve isyan etmek için onlara ilham veren de zaten budur. Bugünkü 'HAYIR',
güçlüleri zayıflatacak ve zayıflara güç katacak. Bazıları, dünya çapında bir çok insani bir araya getiren
bu kelimenin savaşı engelleyip engelleyemeyeceğini, veya savaş başladığında, savaşı durdurup
durduramayacağını soruyor olabilir. Ama sorulması gereken soru, 'güçlülerin ölümcül yürüyüşünü
durdurabilir miyiz?' olmamalı. Hayır. Sormamız gereken soru şu: Bu savaşı engellemek ve son vermek
için elimizden gelen her şeyi yapmazsak, utancımızla yaşayabilir miyiz? Böyle bir anda, hiç bir dürüst
erkek veya kadın sessiz ve ilgisiz kalmamalı. Hepimiz, kendi sesimizle, kendi yolumuzla, kendi
dilimizle, kendi eylemimizle 'HAYIR' demeliyiz. Güçlüler eğer ölüm ve yıkımla korkuyu
evrenselleştirmek istiyorlarsa, biz de 'HAYIR'ı evrenselleştirmeliyiz. Çünkü bu savaşa 'HAYIR' demek,
aynı zamanda, korkuya 'HAYIR', pes etmeye 'HAYIR', teslim olmaya 'HAYIR', unutmaya 'HAYIR' ve
insanlığımızı reddetmeye 'HAYIR' demek olacak. Bu insanlık için ve neo-liberalizme karşı bir 'HAYIR'.
Umuyoruz ki, bu 'HAYIR' sınırları aşar, gümrük kapılarından süzülür, dil ve kültür farklılıklarının
üstesinden gelir ve insanlığın dürüst ve asil kesimlerini birleştirir -unutmamak gerekir ki bu kesim aynı
zamanda çoğunluğu oluşturuyor. Çünkü bu, birleştirici ve onurlandırıcı bir reddediştir. Çünkü öyle
reddedişler vardır ki, insan olmanın onurunu tasdik eder. Bugün gökyüzü, savaş uçaklarıyla ve kontrolü
altında oldukları kişilerin aptallığını saklamak için kendilerine 'akıllı' diyen füzelerle (Berlusconi, Blair ve
Aznar gibileri bu füzeleri savunuyor), hayatın nerede olduğunu ve ölümün nerede olacağını gösteren
uydularla, bulanıklaşmış vaziyette. Yeryüzü ise, dünyayı kana ve utanca boyayacak olan savaş
makineleriyle lekelendi. Fırtına yaklaşıyor. Ama şafak, sınırları aşabilmek için bulut olan kelimelerin
sımsıkı bir 'HAYIR'a dönüşmesiyle sökecektir; ve dağılan karanlığın içinden bir 'yarın' sıyrılıp gelebilir.
Asi ve onurlu İtalya'nın kardeşleri: Lütfen biz Zapatistaların size gönderdiği bu 'HAYIR'ı kabul edin.
Bizim 'HAYIR'ımızın, sizinkiyle ve bugün tüm dünyada çoğalan 'HAYIR'larla birleşmesine izin verin. Güneydoğu Meksika dağlarından... İsyancı İkincikomutan Marcos
|
|
||||||||||||||||||