ağır ağır bir anda
ahmet orhan
yanarak döner gün, belirsiz atmaca bakışlı
bazen ateşli bir parşömende soğutulur kızgın güneş
karlar eriyince, bunalan bir çiğdem olur.
çölden geçen tazı edasıyla buruk bir kitabın hesabıdır
kedilerle paylaşır gecenin yıldızlı sofrasını
anlaşılmaz değildir, bir ananın birden çekip gitmesi.
uyanarak yanında bir apansız gülümseme
uçarak ağır ormanlarında sevinin
sorular birikince anlar neden aşk vardır sözlükte.
ölümün eli yasaklı bir kentin kapısıdır
kuzey kapıdan girenler için uyarı:
yol verilmezse bir kent, rahmin soğuran güncesiyle gürleyebilir.
yıldırımların teğet geçerek kürede bıraktığı yangı
yavuz bir hırsıza konu olur gece ya da ilerleyen günlerde
sararan bellek o porselenin kimyasına erince
durup düşünmeye başlayınca aşkı
yiten bir yıldız düşüdür düşen saksıda sardunya ya da nergis
kalabalığın ağlayışıdır oysa düşmüş kent, pompei ya da beyrut
işte temize çekilmiş bir gecenin dışardan izlenişi
kimliklerini yakalarına iliştirmiş badem günleri
geceyi dudaklarına bir kara boya gibi.
tanrısal erkin bedende beliren imgesinden korkanların yazgısı
her iki olandan biri
son söz
soluk soluğa
tipi
|
|