![]() |
cinAynalar
|
![]() |
|||||||||||||||||
GREIMAS'IN GÖSTERGEBİLİMSEL DÖRTGENİ: ![]() Filmde Elfler batıya göçmek istemez. Sauron ise batıda yaşar. Bu yukarıdaki dörtgende /gerçeklik/ anlam düzeyini oluşturur. Yani doğu ile iyilik, batı ile kötülük içerme ilişkisi içindedir. İyiler (Elfler) doğuda yaşar ve batıda yaşamak istemezler. Bu, A:/olmayan gerçeklik/ anlam düzeyini oluşturur. Batı ile iyilik arasında karşıtlık ilişkisi vardır. Kötüler (Sauron) batıda yaşar ve doğuda yaşamak istemez (ama dünyayı ele geçirmek ister). Bu da Ã:/olmayan gerçeklik/ anlam düzeyini oluşturur. Batı ile iyilik arasında da karşıtlık ilişkisi vardır. İyilik ile kötülük arasında ve batı ile doğu arasında çelişkinlik ilişkisi kurulmuştur. ![]() Filmde yüzüğe sahip olmak mutsuzluğa neden olmaktadır. Yani yüzük mülkiyeti ile mutsuzluk arasında bir içerme ilişkisi ve /olumsuz gerçeklik/ anlam düzeyi vardır. Gollum, Frodo gibi karakterler yüzüğe sahip olduklarında, yüzüğün onlara mutsuzluk verdiğini görürüz. Yüzüğe sahip olmamak ile mutluluk arasında bir içerme ilişkisi ve /olumlu gerçeklik/ anlam düzeyi vardır. Mesela Frodo yüzüğe sahip değilken gayet mutludur. Sam de yüzüğe hiç sahip olmadığı için mutludur. Bilbo yüzüğe sahip olmasına rağmen, yüzüğün taşıdığı kötülükleri bilmediği için çoğu kez mutludur. Bu da karşıtlık ilişkisini oluşturur ve A:/bilgi, bilinç yoksunluğu/ anlam düzeyini oluşturur. Yüzüğe sahip olmayan ama sahip olmak isteyen Boromir, Sauron gibi karakterler mutsuzdur. Mülkiyetsizlik ile mutsuzluk arasında karşıtlık ilişkisi bulunur ve bu da Ã:/sahip olma hırsı/ anlam düzeyini oluşturur. Mülkiyet ile mülkiyetsizlik ve mutluluk ile mutsuzluk arasında çelişkinlik ilişkisi vardır. ![]() Aragorn ve Galadriel gibi güzel karakterler aynı zamanda mutludur. Yani güzellik ile mutluluk arasında içerme ilişkisi vardır. Bu da /istenen durum/ anlam düzeyini oluşturur. Gollum ve Orklar gibi çirkin karakterler ise mutsuzdur. Burada çirkinlik ile mutsuzluk arasında içerme ilişkisi vardır. Güzel karakterler mutsuz değildir, yani aralarında karşıtlık ilişkisi vardır. Bu, A:/tatminsizlik, olmayan gerçeklik/ anlam düzeyini oluşturur. Çirkin karakter mutlu olmadıkları için burada da karşıtlık ilişkisi vardır. Bu da Ã:/kaygısızlık, olmayan gerçeklik/ anlam düzeyini oluşturur. Mutluluk ile mutsuzluk ve çirkinlik ile güzellik arasında çelişkinlik ilişkisi vardır. ![]() Filmde güzel yerlerde güzel karakterler yaşamaktadır. Güzel yerler ile güzellik arasında içerilme ilişkisi bulunur. Bu da /güzellik/ anlam düzeyini oluşturur. Çirkin yerlerde ise çirkin yaratıklar yaşamaktadır. Çirkin yerler ile çirkinlik arasında içerilme ilişkisi vardır. Bu da /çirkinlik/ anlam düzeyini gösterir. Güzel yerlerde çirkin yaratıklar yaşasaydı burada karşıtlık ilişkisi bulunacak ve A:/adaletsizlik/ anlam düzeyini oluşturacaktı. Aynı şekilde çirkin yerlerde güzel yaratıklar yaşasaydı burada da karşıtlık ilişkisi bulunacak ve Ã:/haksızlık/ anlam düzeyini oluşturacaktı. Güzel yerler ile çirkin yerler arasında, güzel yaratıklar ile çirkin yaratıklar arasında çelişkinlik ilişkisi kurulmaktadır. ![]() Filmde Sam, Aragorn, Galadriel gibi iradeli yaratıklar mutludur. Yani irade ile mutluluk arasında içerme ilişkisi vardır. Bu /üstünlük/ anlam düzeyini oluşturur. Aynı şekilde Gollum, Boromir gibi iradesiz yaratıklar mutsuzdur. Burada da iradesizlik ve mutsuzluk arasında içerme ilişkisi vardır ve /değersizlik/ anlam düzeyini oluşturur. Eğer iradeli yaratıklar mutsuz olduğunda (Boromir'i zaman zaman iradeli olarak görürüz) bu A:/duyarlılık/ anlam düzeyini oluşturur ve aralarında karşıtlık ilişkisi bulunur. Aynı şekilde iradesiz yaratıklar mutlu olduğunda (ki filmin bazı bölümlerinde Boromir'i mutlu görürüz) bu da Ã:/vurdumduymazlık/ anlam düzeyini oluşturur ve aralarında karşıtlık ilişkisi bulunur. İrade ile iradesizlik ve mutluluk ile mutsuzluk arasında çelişkinlik ilişkisi vardır. ![]() Filmde ölümlü yaratıklar (insanlar, cüceler gibi) iradesizdir. Ölümlülük ile iradesizlik arasında içerme ilişkisi vardır ve bu /zayıflık/ anlam düzeyini oluşturur. Elfler gibi ölümsüz yaratıklar ise iradelidir. Ölümsüzlük ile iradelilik arasında içerme ilişkisi bulunur ve bu /üstünlük/ anlam düzeyini oluşturur. Aragorn gibi ölümlü yaratıklar iradeli olduklarında, bir karşıtlık ilişkisi kurulur ve A:/güçlülük/ anlam düzeyi yaratılır. Elfler gibi ölümsüz yaratıklar iradesiz olsalardı burada da karşıtlık ilişkisi kurulacaktı ve Ã:/değersizlik/ anlam düzeyi yaratılmış olacaktı. Ölümlülük ile ölümsüzlük ve iradelilik ile iradesizlik arasında bir çelişkinlik ilişkisi vardır. ![]() Filmde Aragorn gibi güçlü ve cesur olanlar aynı zamanda ahlaki değerlere de sahip olanlardır. Bu da bir içerme ilişkisini gösterir ve /üstünlük/ anlam düzeyini kurar. Gollum gibi yozlaşmış olanlar ise güçsüz ve korkaktır. Bu da bir içerme ilişkisini gösterirken, /değersizlik/ anlam düzeyini oluşturur. Boromir gibi güçlü ve cesur olmasına rağmen yüzüğe sahip olmak istediğinde onu yozlaşmış, değerlerini yitirmiş olarak görürüz. Yine aynı şekilde Sauron da güçlü ve cesurdur ama dünyayı ele geçirip kötülüklerini yaymak istediğinden yozlaşmıştır. Burada bir karşıtlık ilişkisi vardır ve A:/kötülük/ anlam düzeyi kurulur. Frodo ve diğer Hobbitler ise değerleri olmasına rağmen güçsüz ve biraz da korkaktır, yüzüğün taşınması için yardıma ihtiyaç duyar. Burada ise karşıtlık ilişkisi vardır ve Ã:/zararsızlık/ anlam düzeyi kurulur. Değerleri olan ile yozlaşmışlık ve güçlü/cesur ile güçsüz/korkak arasında çelişkinlik ilişkisi bulunur. ![]() Filmde kaçma süreçleri büyük bir devinim içerir. Burada kaçış ve devinim arasında içerme ilişkisi vardır ve /koşuşturma/ anlam düzeyi oluşturulur. Büyük savaş sahnelerinin ardından ise devinimin olmadığını görürüz, yani durma ile kurtuluş arasında bir içerilme ilişkisi vardır ve /sakinleşme/ anlam düzeyi yaratılır. Filmde iyiler ile kötüler çoğu kez karşı karşıya gelir ve savaşırlar. Ancak bazen iyilerin savaşmadan kaçtığını da görürüz. Madende Orklardan, Ateş Canavarından ya da Handa ve ormanda Kara şövalyeden kaçtıklarını görürüz. Yani kaçışın ardından kurtuluş gelir. Burada da bir karşıtlık ilişkisi kurulur ve A:/özgürlük/ anlam düzeyi yaratılır. Devinimle durma arasında ise karşıtlık ilişkisi vardır ve Ã:/esaret/ anlam düzeyi oluşturulur. Kaçış ile durma ve devinim ile kurtuluş arasında çelişkinlik ilişkisi vardır. ![]() Frodo yüzüğü taşıyıp yok etmek zorundadır. Bu çok zorlu görevi kendisi istediği için değil de Gandalf verdiği için kabul eder. Burada yapmak zorunda olmak ile yapmayı istememek arasında içerilme ilişkisi vardır ve /gönülsüzlük/ anlam düzeyi kurulur. Yüzük Kardeşlerinin toplantısında yüzüğü taşıma konusunda tartışma çıktığında bu görevi üstlenebileceğini söyler. Yani bu görevi başta gönülsüzce üstlense de daha sonra iç hesaplaşmanın ardından gönüllü olur. Bu da bize /yapmak zorunda olmak/ ile /yapmayı istemek/ arasında bir karşıtlık ilişkisini gösterir ve A:/çatışma/ anlam düzeyini oluşturur. Marry ve Piplin (Hobbitler), Frodo'ya yardım etmek zorunda olmasalar da kendi istekleriyle yardımcı olurlar. Yapmayı istemek ve yapmak zorunda olmamak arasında içerilme ilişkisi vardır ve /gönüllülük/ anlam düzeyini oluşturur. Filmde yapmayı istemeyen ve yapmak zorunda olmayan bir karakter yoktur. Yapmak zorunda olmak ile yapmak zorunda olmamak ve yapmayı istemek ile yapmayı istememek arasında bir çelişkinlik ilişkisi vardır. SONUÇ: Yüzükleri Efendisi filmi, diğer popüler anlatılarda olduğu gibi temel karşıtlıklar, içerilmeler ve çelişkinlik ilişkileri üzerinden ilerler: Batı-iyilik, doğu-kötülük, mülkiyet-mutluluk, güzellik-mutsuzluluk, çirkin yaratıklar-güzel yerler, irade-mutsuzluk, ölümlülük-irade, ölümsüzlük-iradesizlik, cesaret-yozlaşma, kaçış-kurtuluş, yapmak zorunda olmak-yapmayı istemek gibi karşıtlıklar anlatının ilerlemesini sağlamıştır. Anlatı, bu karşıtlıkların yarattığı neden ve sonuçlar sayesinde kurulur. Böylece Greimas'ın göstergebilimsel dörtgeni Yüzükleri Efendisi filmi üzerinde temel yapı çözümlemesi yapmamızı ve anlatının nasıl ilerlediğini görmemizi sağlar. Orta Dünya'nın İkinci Çağı'nda, Sauron'un destek verdiği Demirci Elfler, bazı Güç Yüzükleri dövdüler: Üç Yüzük Elf Krallarına, Yedisi Cüce Hükümdarlara, Dokuz Yüzük Ölümlü İnsanlara ve Bir Yüzük Mordor'un Karanlıklar Efendisine verildi. Demirci Elfler, bu yüzükleri yapmak için Sauron'un bilgisinden yararlanmış olsalar da, üç Elf yüzüğü Sauron tarafından yapılmamış ve bu yüzüklere onun eli değmemiştir. Benzer bir biçimde Elfler de Sauron'un Yüzük'üne hiç dokunmamışlardır. Tek Yüzük, Hüküm Dağı'nın eteklerinde, Sauron'un kendisi tarafından gizlice dövülmüştür. Fakat insanlar ve cüceler için dövülen Yüzük'lere Saorun'un eli değmiştir ve bu yüzden, Elf Yüzükleri'nin tersine bu yüzükler yozlaştırıcı güçlere sahip olmuşlardır. Sauron tarafından dövülen Yüzükler, sahiplerine güç ve zenginlik getirmeleri için tasarlanmışsa da, Elf Yüzükleri'nin amacı bu değil, ihtiyacı olan her varlığı korumak, iyileştirmek ve anlamaktı. Bu, Orta Dünya'nın Elfleri için tuhaf bir güdüdür ve nedeni, Birinci Çağ'ın sonunda Batı'ya dönmeme kararlarına dayanmaktadır. Elfler, Orta Dünya'nın baş tanrısı tarafından yaratılan ilk zeki yaratıklardı. Daha sonra insanlar yaratılmıştır. Bu iki ırk arasındaki en temel fark Elflerin ölümsüz, insanlarınsa ölümlü olmasıdır. Tüm Güç Yüzükleri'nin temel gücü, "çürümeyi önlemek ya da yavaşlatmak"tı. Bu, Elflerin sevilen ya da istenen bir şeyin korunması istekleri ile büyük bir koşutluk içindeydi. Fakat yüzükler aynı zamanda, kendilerini takan kişilerin doğal güçlerini artırıp bunları "büyü"ye yaklaştırıyor ve bu da, yüzükleri takanları kolaylıkla yozlaştırıp kötülüğe ve egemen olma güdüsüne itiyordu. Hobbitler, basit ve küçük şeylerden zevk alabilen, neşeli ve iyi huylu bir halktır. Yiyip içmekten, pipo içmekten, bahçecilikten, parlak renkli giyecekler giymekten, hediye alıp vermekten, basit şakalar yapmaktan, arkadaşları ve komşularıyla bir araya gelmekten çok hoşlanırlar. Karmaşıklıktan son derece uzak, rustik yaşamlar sürerler ve toprakla sıkı dostluklar kurarlar, karmaşık makinelerden hoşlanmazlar, gerçek bir hükümetleri yoktur. Çok az ayrıcalıklı durum dışında, Yüzükleri Efendisi'ndeki mutlu karakterler iyidir ve mutlu sonlara sahip olurlar; öte yandan mutsuz karakterler kötüdür ve kötü sonlara maruz kalırlar. Örnek olarak, Sam, Aragorn ve Gandalf'ı iyi karakterler; Gollum ve Sauron'u kötü karakterler arasında sayabiliriz. Hobbitlerden çok daha akıllı ve bilgili bir halk olan Elfler de, temel olarak basit şeylerden hoşlanırlar: Masal anlatmaktan, şarkı söylemekten, güzel şeyler yapmaktan ve doğayla iletişim kurmaktan çok büyük keyif alırlar. Böylece filmde, basit ve günlük zevkler, sahip olma hırsından yoksunluk, iyilik, güzellik, iradelilik ve cesaret ile mutluluk arasında bir bağlantı kurulmuştur. Öte yandan, zenginlik, sahip olma hırsı, güç, prestij, ün peşinde koşanlar ve kötü, çirkin, yozlaşmış olanlar genellikle düş kırıklığına uğrarlar, yani mutsuz olurlar. Mutluluk ve iyilik Yüzüklerin Efendisi'nde birbirlerine sıkı sıkıya bağlı iki unsurdur. Aynı şey, mutluluk ve güzellik için de geçerlidir. Ravendell ve Lothlorien, ışığın ve büyük güzelliklerin olduğu bir yerdir. Öte yandan, Mordor, Orthanc ve Minas Morgul karanlık, çorak ve çirkin yerlerdir. Filmdeki mutsuz karakterler (Sauron, Gollum ve Orklar), fiziksel olarak da çirkin olarak betimlenmişlerdir; öte yandan mutlu karakterler şaşırtıcı derecede güzel görünümlüdürler (Arwen, Galadriel, Aragorn ve Legolas). Yüzüklerin Efendisi'nde Yüzük'e karşı koyma iradesi, mutluluğu da beraberinde getirir. Filmde ölümsüz yaratıklar bu iradeye tamamen sahipken, Frodo ve Boromir gibi ölümlü yaratıklar zaman zaman karşı koymakta güçlük çekmektedirler ve bu anlar onlara mutsuzluk getirmektedir. Frodo, filmde yüzüğü üç kez parmağına takar: Bir keresinde kazara Bree Hanı'nında, bir keresinde de Fırtınatepesi'nde Kara Süvarilerle yaptıkları savaşta. Frodo, Bree Hanı'nda Yüzük'ü takmaya kendisi karar vermez, bu açık bir biçimde, Yüzük'ün kötü gücünden kaynaklanan bir dikkatsizliktir. Sonra, Fırtına tepesi'nde, Yüzük'ün başkalarının emirlerine uyduğunu görürürüz. Kara Süvariler, Aragorn'a ve Hobbitlere yaklaştıkça, birdenbire beliren Yüzük'ü parmağına takma dürtüsü bastırmaktaydı ve bu isteğine yenik düşerek Yüzük'ü parmağına taktı. Frodo'nun Yüzük'ü bir sonraki takışı, içinde hiçbir zorlamanın olmadığı özgür bir seçimdir: Yüzük'ü Boromir'den kaçmak ve kendisini gruptan ayırmak için takar. Fakat tepeleri koşarak aşıp, Amon Hen'in tepesine ulaştığında ve kralların eski taş tahtına oturduğunda, Yüzük'ün yardımıyla çevresini inceler. Bu an tehlike dolu bir andır, çünkü Sauron birisinin Yüzük'ü taktığını hisseder ve Karanlıklar Efendisi'nin karanlık gözü onu aramaya başlar. Film bize açık bir şekilde, Tek Yüzük'ü kullanmanın aşamalı yozlaştırıcı etkisini göstermektedir; çünkü filmin kahramanı Frodo bile, Yüzük'ün yozlaştırıcı etkisine yenik düşer. Başlangıçta Yüzük'ü masum bir biçimde kullanır, fakat sonra onun baştan çıkartıcı gücüne yenilir ve Yüzük'ü bilinçli olarak birkaç defa takar. Yüzük'ün neden olduğu yozlaşmanın temel unsuru onu takan kişinin "yüreğinin" ve ruhunun yozlaşmasıdır. Yüzük'e karşı koyma iradesi, kişinin sıra dışı güçlerden uzak bir konumda, kendisi olarak kalmasıdır. Yüzük'le iletişim kuran herkes kendisini kaybeder (en azından bir anlığına) ve kendisini olağanüstü güçlere sahip olarak hayal eder. Filmin karakterlerinde böyle bir platonik ahlaklı yaşamın gerekçelendirmesini görürüz. Yüzük'le karşılaşan her karaktere seçme hakkı verilir; hepsi de Yüzük'ü kullanmak için içlerinde bir istek duyarlar, fakat bu isteğe karşı çıkmalarını sağlayacak güç de, yine kendi içlerindedir. Gerçekten de ahlak ilkelerinden yoksun, sınırsız bir güçle tanımlanan bir hayat peşinde koşmanın sonsuz acısını en iyi betimleyen karakter Gollum'dur. Galadriel, Aragorn ve Sam gibi Yüzük'ün gücüne açık bir biçimde karşı koyan karakterler, kendi benliklerini, kim olduklarını ve yaşamda ne yapmaları gerektiğini bilen karakterlerdir. Film bize özetle şunu söyler: Neden ahlaklı olayım? Kendim olmak için. Nasıl bir yaşam seçmeliyim? Yeteneklerimle uyum içinde olan bir yaşam. Eğer yaşamınızı sürdürmek için bir Güç Yüzüğü'ne gereksinim duyuyorsanız yanlış yaşamı seçmişsiniz demektir. VLADIMIR PROPP - OLAĞANÜSTÜ MASALLARIN YAPISI Olağanüstü masalları ele alan Vladimir Propp, bu masalları oluşturucu bölümleri ve bu bölümlerin hem kendi aralarında hem de bütünle kurdukları bağlantılar açısından inceler. Masalların tümünde değişmez ve değişen değerler tespit eden Propp, değişenin kişi adları ve özel kişilerin özel nitelikleri, değişmeyenin ise kişilerin eylemleri ya da işlevleri olduğunu söyler. Buradan masalın çoğunlukla aynı eylemleri değişik kişilere yaptırttığı sonucunu çıkarır ve bunun da masalları kişilerin işlevlerinden kalkarak incelenmesini sağladığını belirtir. Propp'a göre masallardaki işlevleri yinelenir ve masal kişileri çoğunlukla aynı eylemleri gerçekleştirir. Masal incelemesinde önemli olan tek şey, kişilerin ne yaptıklarını bilmektir; kim ne yapıyor ve nasıl yapıyor, bunlar ancak ikinci dereceden sorulardır. İşlevlerin son derece az, kişilerin ise son derece çok olduğunu tespit eden Propp, bu durumun masalın şu çift özelliğini açıkladığını söyler: Bir yanda olağanüstü çeşitliliği, son derece renkli görünümü, öbür yanda olağanüstü sayılabilecek tekbiçimliliği, tekdüzeliği. Dolayısıyla kişilerin işlevleri masalın temel bölümlerini gösterir ve öncelikle ayırt edilmesi gereken de bu işlevlerdir. Bunun için de işlevleri tanımlamak gerekir. Tanımlamada gerçekleştirici-kişi göz önünde bulundurulmamalıdır ve eylem anlatı akışındaki konumu dışında betimlenemez, yani olay örgüsünün akışı içinde verilmiş bir işlevin taşıdığı anlam göz önüne alınmalıdır. Propp bu duruma şu örnekleri verir: İlk durumda, kahraman babasından yüz ruble alır, sonra da parayla kendisine kahin bir kedi satın alır; bir başka durumdaysa, kahraman yaptığı büyük iş karşılığında ödül olarak para alır ve masal da böyle biter. Burada eylem aynı olduğu halde, biçimbilimsel açıdan değişik öğelerle karşılaşırız. Demek ki, aynı (özdeş) edimler değişik anlamlar taşıyabileceği gibi, bunun tersi de geçerlidir. İşlev, bir kişinin eylemi; olay örgüsünün akışı içinde taşıdığı anlam açısından betimlenmiş eylemidir. Propp bu gözlemlerden çıkarak şu sonuçlara varır:
KİŞİLERİN İŞLEVLERİ: Masalların girişinde genellikle bir başlangıç durumunun olduğunu belirten Propp, bunun da ailenin üyelerinin sayılması ya da geleceğin kahramanının yalnızca adıyla ya da kahramanın durumunun betimlenmesiyle belirtildiğini söyler. Ancak, bu başlangıç durumu bir işlev değilse de, yine de önemli bir biçimbilimsel öğe niteliği taşır. 1. Uzaklaşma: Aileden biri evden uzaklaşır. Frodo, Hobbitköy'deki evinden ayrılır. 2. Yasaklama: Kahraman bir yasakla karşılaşır. Frodo yüzüğü takmamalıdır ve görevinden hiç kimseye bahsetmemelidir. 3. Yasağı çiğneme: Yasak çiğnenir. Frodo birkaç kez yüzüğü takmak zorunda kalır ve yasağı çiğnemiş olur. 4. Soruşturma: Saldırgan bilgi edinmeye çalışır. Kara şövalye köye gelip yüzüğün kimde olduğunu anlamaya, hissetmeye çalışır. 5. Bilgi toplama: Saldırgan kurbanıyla ilgili bilgi toplar. Kara şövalye yüzüğün Frodo'da olduğunu hisseder. Sauron, Gandalf'tan yüzükle ilgili bilgi alır. Sauron, kuşlar aracılığıyla Yüzük Kardeşlerinin yerini öğrenir. 6. Aldatma: Saldırgan, kurbanını ya da servetini ele geçirmek için, onu aldatmayı dener. Sauron, Yüzük Kardeşlerinin üzerlerine çığ düşürerek daha zorlu bir yola (madenlere) yönlenmelerine neden olur. 7. Suça katılma: Kurban aldanır ve böylece istemeyerek düşmanına yardım etmiş olur. Çığ düşmesinin ardından Gandalf hangi yoldan gidileceği kararını Frodo'ya bırakır. Frodo zorluklarla dolu olan Madenlerden geçmeye karar verir. Frodo böylece Sauron'un isteğini yerine getirmiş olur. 8. Kötülük: Saldırgan aileden birine zarar verir. Sauron Gandalf'la dövüşür, ardından onu çok yüksek bir kulenin tepesine hapis eder. Sauron, Gandalf'ı karanlıklar kuyusuna düşmesine neden olur. 8.a. Eksiklik: Aileden birinin bir eksiği vardır; aileden biri bir şeyi elde etmek ister. Orta Dünya'nın kurtulmak istediği bir fazlalığı vardır: Yüzük. 9. Aracılık, geçiş anı: Kötülüğün ya da eksikliğin haberi yayılır, bir dilek ya da bir buyrukla kahramana başvurulur, kahraman gönderilir ya da gitmesine izin verilir. Maden'de ateş canavarı karanlıklar kuyusuna düşürür. Gandalf, Yüzük Kardeşlerine yola devam etmelerini söyler. Gandalf'ın öldüğünü zanneden Yüzük Kardeşleri, görevlerini yerine getiremeyeceklerini hissederler. Aragorn yola devam edilmesini sağlar. Bu arada geçen zaman tam bir geçiş dönemidir. 10. Karşıt eylemin başlangıcı: Arayıcı kahraman eyleme geçmeyi kabul eder ya da eyleme geçmeye karar verir. Aragorn Yüzük Kardeşlerini hava kararmadan yola çıkmak konusunda ikna eder. Yüzük Kardeşleri yola devam ederler. 11. Gidiş: Kahraman evinden ayrılır. Kahraman evinden ayrılmaz ama yola devam eder. 12. Bağışçının ilk işlevi: Kahraman büyülü bir nesneyi ya da yardımcıyı edinmesini sağlayan bir sınama, sorgulama, saldırı vb ile karşılaşır. Bilbo yüzüğü geri almak ister. Frodo amcasını çok sevmesine rağmen yüzüğü ona vermez. Böylece Frodo sınanmış olur. 13. Kahramanın tepkisi: Kahraman ileride kendisine bağışta bulunacak kişinin (bağışçının) eylemlerine tepki gösterir. Frodo bir bağışçı olan Bilbo'ya yüzüğü vermez, onu yüzüğü istediği için kınar. 14. Büyülü nesnenin alınması: Büyülü nesne kahramana verilir. Bilbo, Frodo'nun yolculuğu sırasında karşılaşacağı kötülüklerden korunması için tüy kadar hafif, ejderha derisi kadar kalın bir zırh verir. 15. İki krallık arasında yolculuk: Kahraman, aradığı nesnenin bulunduğu yere ulaştırılır, kendisine kılavuzluk edilir ya da yol gösterilir. Yüzük Kardeşleri toplantı yaparlar. Yüzüğü yok etmesinde Frodo'ya kılavuzluk ve yardım etme sözü verirler. 16. Çatışma: Kahraman ve saldırgan, bir çatışmada karşı karşıya gelir. Sauron ve Kara Şövalye ile Yüzük Kardeşleri çok defa karşı karşıya gelir. 17. Özel işaret: Kahraman özel bir işaret edinir. Frodo'nun özel işareti yüzüktür. 18. Zafer: Saldırgan yenik düşer. Sauron ve Kara Şövalye pek çok defa atlatılır. 19. Giderme: Başlangıçtaki kötülük giderilir ya da eksiklik karşılanır. İlk bölüm olduğu için yüzük yok edilmemiştir, dolayısıyla kötülük giderilmemiştir. Ama üçlemenin sonunda kötülük giderilecektir. 20. Geri dönüş: Kahraman geri döner. Frodo üçlemenin sonunda Hobbitköy'e geri döner. 21. İzleme: Kahraman izlenir. İzleme eylemi film boyunca sürer. Kahraman ve Yüzük Kardeşleri; Sauron, Kara Şövalye ve Gollum tarafından sürekli takip edilir. 22. Yardım: Kahramanın yardımına koşulur. Yüzük Kardeşleri sık sık zor durumda kalan Frodo'ya yardım ederler. 23. Kimliğini gizleyerek gelme: Kahraman kimliğini gizleyerek kendi evine döner ya da başka bir ülkeye gider. Bu işlev filmde görülmez. 24. Asılsız savlar: Düzmece bir kahraman asılsız savlar ileri sürer. Boromir yüzüğün iyi işler için de kullanılabileceğini söyler ve kullanılmasını önerir. Ama bu, asılsız bir savdır. Çünkü yüzük sadece Sauron'a hizmet eder. 25. Güç iş: Kahramana güç bir iş önerilir. Kahramana Hüküm Dağı ateşinde üretilen yüzüğü taşıması ve oradaki ateş kuyusuna atarak yok etmesi görevi verilir. 26. Güç işi yerine getirme: Güç iş yerine getirilir. Bu işlev ilk bölümde yoktur. Frodo bu görevi yerine getirmek için yola çıkar. Üçlemenin sonunda da bu görevi yerine getirir. 27. Tanı(n)ma: Kahraman tanınır. Elfler, cüceler, kral, Hobbitler, Gandalf, insanlar, Aragorn, Boromir yüzüğün akıbeti konusunda bir toplantı yaparlar. Ancak, toplantıda yüzüğü yerine ulaştırma işi konusunda anlaşmazlık çıkar. Frodo taşıma görevini üstleneceğini söyler. Diğerleri bu kararı destekler ve yardımcı olmaya karar verirler. Böylece kahraman (Frodo) tanınmış olur. 28. Ortaya çıkarma: düzmece kahramanın, saldırganın ya da kötünün gerçek kimliği ortaya çıkar. Gandalf, Sauron'un iyi bir büyücü olduğunu zanneder. Ama daha sonra Sauron'un kötü olduğunu ve yüzüğü kötü amaçları için ele geçirmek istediğini anlar. Boromir de aslında kötü bir karakter olmamasına rağmen, yüzüğün etkisine girerek onu ele geçirmek ister. (Zaten bir çatışmada ölerek cezalandırılır.) 29. Biçim değiştirme: Kahraman yeni bir görünüm kazanır. Bu işlev bulunmamaktadır. 30. Cezalandırma: Düzmece kahraman ya da saldırgan cezalandırılır. Boromir 28. işlevde de belirtildiği gibi çatışmada ölür. Sauron üçlemenin sonunda yenilgiye uğratılır. Böylece saldırgan cezalandırılmış olur. 31. Evlenme: Kahraman evlenir ve tahta çıkar. Diğer olağanüstü masallardan farklı olarak bu filmde evlilik asıl son değildir. Asıl son Orta Dünya'yı felaketlere sürükleyecek olan yüzüğün yok edilmesidir. Üçlemenin sonunda da yüzük yok edilir. Üçlemenin sonunda Aragorn ile Arwen evlenirler. İŞLEVLERİN KİŞİLER ARASINDAKİ DAĞILIMI: Bu bölümde yanıtı aranacak soru şudur: İşlevler kişiler arasında nasıl bölüştürülmüştür? Çok sayıdaki işlev, mantıksal olarak bazı alanlara göre kümelenir. Bu alanlar, işlevleri yerine getiren kişilere uygun düşen eylem alanlarıdır. Masalda şu eylem alanları bulunur: 1- Saldırganın eylem alanı. Şu işlevleri kapsar: Kötülük, çatışma ve kahramana karşı sürdürülen öbür kavga biçimleri, izleme. Sauron ve Kara Şövalye. 2- Bağışçının (ya da sağlayıcının) eylem alanı. Şu işlevleri kapsar: Büyülü nesnenin aktarılmasının hazırlanması, büyülü nesnenin kahramana verilmesi. Gandalf ve Bilbo. 3- Yardımcının eylem alanı. İşlevleri şunlardır: Kahramanın uzamda yer değiştirmesi, kötülüğün ya da eksikliğin giderilmesi, izle(n)me sırasında yardım, güç işleri yerine getirme, kahramanın biçim değiştirmesi. Gandalf, Aragorn, Elf, Cüce, Marry, Piplin, Sam, Boromir, Arwen, Galadriel. 4- Prensesin (aranan kişinin) ve babasının eylem alanı. Şu işlevleri kapsar: güç işleri yerine getirme isteği, bir özel işaretin zorla benimsettirilmesi, düzmece kahramanın ortaya çıkarılması, gerçek kahramanın tanınması, ikinci saldırganın cezalandırılması, evlenme. Frodo, Kara şovalyenin saldırısına uğrayınca ölümün eşiğine gelir. Arwen (prenses) onu iyileştirir. Kral da ülkesinde yapılan toplantıda Frodo'nun tanınma işlevinde rol oynar. 5- Gönderenin eylem alanı. Yalnızca kahramanın gönderilmesi işlevini kapsar. Gandalf. 6- Kahramanın eylem alanı. Şu işlevleri kapsar: arayış amacıyla gidiş, bağışçının isteklerine tepki, evlenme. Frodo evlenme dışında bütün bu işlevleri yerine getirir. (Ancak filmde diğer Yüzük Kardeşlerinin tümü kahraman olarak sayılabilir Ve Yüzük Kardeşleri de bu işlevleri yerine getirir.) 7- Düzmece kahramanın eylem alanı da, arayış amacıyla gidişi, bağışçının isteklerine karşı gösterilen ve her zaman olumsuz tepkiyi, özgül bir davranış olarak da asılsız savları kapsar. Sauron (düzmece kahramanlığı kısa sürer) Boromir. Belirtilen alanların çeşitli kişiler arasındaki bölüşümü üç şekilde olabilir: 1. Eylem alanı doğrudan doğruya kişiye uygun düşer. (Frodo, Bilbo, prenses ve babası) 2. Bir kişi birçok eylem alanı kaplar. (Gandalf hem gönderici, bağışçı, hem de yardımcıdır) 3. Bir eylem alanı birçok kişi arasında dağılır. (Aragorn, Elf, Cüce, Marry, Piplin, Sam, Boromir, Galadriel) OLAYIN AKIŞI İÇİNE YENİ KİŞİLER KATMANIN YOLLARI: Her türden kişinin kendine özgü bir olaya katılma biçimi vardır; kişiler olay örgüsüne girmek için özel yöntemler kullanırlar. Bu biçimler şöyle sıralanabilir: Saldırgan olayın akışı içinde iki kez görünür. İlk kez, apansız ortaya çıkar, sonra da kaybolur. İkinci kez, aranılan bir kişi olarak, genellikle de kahramanın kılavuzun peşinden gittiği yolculuk sonunda ortaya çıkar. Sauron önce Gandalf ile kavga sırasında ortaya çıkar. Burada yüzüğü ele geçirmek istediğini anlarız. Daha sonra da Yüzük Kardeşlerinin yolculuklarını engellmek için çeşitli defalar ortaya çıkar. Yani iki temel amaç için görünür. Bağışçı ile çoğunlukla ormanda, tarlada, yolda karşılaşılır. Bilbo ile kulübesinde karşılaşırız. Gandalf ile de yolda karşılaşırız. Büyülü yardımcı, olay örgüsüne bir bağış olarak katılır. Gandalf'ın varlığı/desteği Frodo için bir bağıştır. Gönderen, kahraman, düzmece kahraman, prenses başlangıç durumunun birer parçasıdır. Bazen başlangıç durumundaki kişilerin sıralanmasında düzmece kahraman üstüne hiçbir şey söylenmez, sonradan sarayda ya da evde oturduğu öğrenilir. Prenses de, saldırgan gibi, iki kez görünür. İkinci kez, aranılan kişi olarak ortaya çıkar; arayıcı önce prensesi sonra da saldırganı görebilir ya da tersi olabilir. Düzmece kahramanlar ve prenses filmde başlangıç durumunda değil, daha sonra ortaya çıkar. Propp, başlangıç durumunun çoğunlukla özel bir mutluluğun görüntüsünü verdiğini söyler: bu da, kimi kez, özellikle belirtilir, bazen bu görüntü çok çekici ve çok canlıdır. Sonradan belirginleşecek felaketle çelişen bir temel oluşturur (Bilbo'nun doğum günü partisi görüntüleri gibi). SONUÇ: Propp'a göre işlevler masalın temel oluşturucu bölümleridir. Masalın içerdiği işlevlerin sayısı sınırlıdır. İşlevlerin dizilişi her zaman aynıdır. Bütün olağanüstü masallar yapıları açısından aynı tipe bağlanırlar. Propp'un saydığı 31 işlevden; uzaklaşma, yasaklama, yasağı çiğneme, soruşturma, bilgi toplama, aldatma, suça katılma, kötülük, eksiklik, aracılık, geçiş anı, karşıt eylemin başlangıcı, gidiş, bağışçının ilk işlevi, kahramanın tepkisi, büyülü nesnenin alınması, iki krallık arasında yolculuk, çatışma, özel işaret, zafer, izleme, yardım, asılsız savlar, güç iş, tanı(n)ma, ortaya çıkarma, cezalandırma işlevlerinin hepsi Yüzüklerin Efendisi filminde bulunmaktadır. Ancak işlevler zaman zaman yer değiştirmektedir. Kimliğini gizleyerek gelme ve biçim değiştirme işlevleri ise filmde yoktur. Yüzüklerin Efendisi filmi bir üçleme olduğu için; giderme, geri dönüş, güç işi yerine getirme ve evlenme işlevleri üçlemenin son bölümünde yer almaktadır. Propp'un saydığı yedi eyleyen olan; saldırgan, bağışçı, yardımcı, prenses ve babası, gönderen, kahramanın, düzmece kahramanın filmde yer almaktadır. Yine Propp'un kuramına uygun bir şekilde; kimi zaman eylem alanı doğrudan doğruya kişiye uygun düşer. Kimi zaman bir kişi birçok eylem alanı kaplar. Kimi zamansa, bir eylem alanı birçok kişi arasında dağılır. Sonuç olarak, olağanüstü olayların yer aldığı bir masal olan Yüzüklerin Efendisi'ni, Propp'un kuramına uygun olarak çözümlemenin mümkün olduğu görülmektedir. KAYNAKÇA:
Bassham, Gregory; Bronson, Eric, Irwin, William (2003). Yüzüklerin Efendisi ve Felsefe: Hepsine Hükmedecek Bir Kitap, Çev: G. Ezber, M. Sağlam, İstanbul: Güncel Yayıncılık.
|
|
||||||||||||||||||