
Bi yol şunu söyleyeyim de içime hicran olmasın: Sinema'yı böyle 's' ile yazmak yok mu, betime gidiyor. Fransızlarla daha bir iki millet Yunancanın kappa harfini
'c' ile gösterir 's' gibi okurlar diye bizim 's' ile yazmamız mı gerekirdi? Kinema demeliydik. Cinema da hoş olurdu: cinli minli, ne güzel! Giderek belki 'cin aynası' der çıkardık.
Nurullah Ataç, Karalama Defteri
---------------------------------------------------------------------------------------------
V için bir film eleştirisi
V for Vendetta (bundan sonra sadece V), sinema gündemini bir süre meşgul etti. Son zamanlardaki çizgi roman uyarlamaları furyasının bir parçası olmasının yanı sıra senaryo yazarlarının meşhur Wachowski kardeşler olması, film gelmeden önce bir "matrix şaşkınlığı" beklentisi yaratması filmi vizyona giren diğer filmlerden biraz daha fazla yazılıp konuşulmasına vesile oldu. Filmin oyuncularının performansları, uyarlandığı çizgi romandan farkları, çizgi romanın yazarının (ki Alan Moore çizgi roman aleminin star yazarlarından biridir) filme tepkisi, senaryo zaafları falan filan...
Buñuel'in ‘Endülüs Köpeği':
Anatomi Masasında Şemsiye ve Dikiş Makinesinin Karşılaşması
Buñuel'in sinema macerası o zamanlar yakın arkadaşı olan Salvador Dali'nin düşlerden yola çıkarak bir film yapma önerisini kabul etmekle başladı. Böylece bugün gerçeküstücü sinemanın başyapıtlarından biri olarak sayılan, Bir Endülüs Köpeği (Un Chien Andalou, 1929) üzerine çalışmaya başladı...
BİP!!!: "BİZ NE BİLEBİLİRİZ Kİ" İDEOLOJİSİ YA DA ÖZELİM, GÜZELİM, ADA BENİ BEKLİYOR
Buñuel sinemasının özellikleri onun sosyal yaşantısı ve entellektüel geçmişi göz önünde alınarak incelendiğinde, hayatının ilk 17 senesinde içinde yaşadığı geleneksel değerlere bağlı, büyük ölçüde değişime kapalı toplum, Madrit'te yeni bir entellektüel çevreye girmesiyle Marksizmle ve sanatla tanışması. Fransa yıllarında Gerçeküstücü gurup ile ilişkileri, onun sinema anlayışını şekillendiren önemli olaylar olarak görülebilir...
Buñuel Sinemasının O Gizemli Çekiciliği
Geçtiğimiz günlerde (3-5 Mart 2006) AFM / Migros Ankara Sinemalarında gerçekleştirilen Ankara !f kimilerimiz için bir hayal kırıklığı oldu. Genellemeler yapmaktan imtina ettiğimizden dolayı, birinci tekil şahısa transfer olup, benim için bunun ilk nedeninin bir İstanbul-Ankara farklılığı olmasından yakınarak başlayabilirim söze...
Kamera Bir Makinedir
Kamera ile varlık, içi boşalmış bir ağırlık kazanır. Ağırlık kazanır, çünkü kaydedilmek yayınlanmak demek. İçi boşalmış, çünkü sırf görüntü olmaktan ibaret ne kadar çok yaşam var ve kitleler görüntülenmeyi arzuladıkça 'gölge' varlığın önüne geçiyor. Görüntü somun ekmek kadar elzem ve bir o kadar da kutsal oldu. Teknolojinin daha kolay ve ucuz ulaşılabilir olması görüntüyü gereksinim haline getirdi ama onu laikleştirmedi...
Buñuel'in 'Altın Çağı': Harcı Dışkı Olan Bir Medeniyetin Mahkumiyeti
Buñuel ilk filmi Endülüs Köpeği'nin (Un Chien Andalou , 1929) başarısından cesaret alarak yeni bir film yapmak için kolları sıvar. Bu kez Gerçeküstücü teknikleri ve temaları kullanma konusunda daha bilinçlidir. Ancak filmi finanse etmekte zorlanmaktadır. Ona para vermeyi teklif edenler çeşitli koşular öne sürmektedir ve o dönemde bu durum Buñuel için kabul edilemezdir. Nihayet Charles Noailles adlı sanat meraklısı genç bir burjuva ona istediği filmi çekmesi için gereken parayı vermeyi kabul eder. Buñuel senaryoyu yazmak için Noailles'lerin villasına kapanır. Bu sefer Dali ona katılmamıştır. Dali'nin filme tek katkısı mektubunda bahsettiği, kafasının üzerinde taş taşıyan bir adamın yine kafasında taş taşıyan bir insan heykelinin yanından geçtiği sahnedir...
KIÇ TEKMELEYEN KADINLAR (Vol. II)
Bill'i Öldür'ün tam anlamıyla Tarantinovari bir film olarak tanımlanabilir. Suç, anti-kahramanlar, grafik şiddet, farklı türlere göndermeler, popüler kültür ve 'muhteşem' diyaloglar. Bu özelliklerin her birinden hareketle film üzerine birçok şey söylenebilir. Anime, uzakdoğu dövüş filmleri ve westernlerin filmin anlatı yapısı ve sanat yönetimi üzerindeki etkileri sahne sahne değerlendirilebilir. Filmde kullanılan müziklerden yola çıkarak anlatıdaki farklı açılımlar gözler önüne serilebilir. Filmlerdeki abartılı şiddetin gösterimi, Japon manga kültürü ve Hong Kong dövüş filmleri üzerinden değerlendirilebilir ya da filmdeki görsel referansların tümünü ele alan uzun bir yazı hatta bir kitap yazılabilir vs....
ROMAN VE FİLM OLARAK "ANAYURT OTELİ" (Vol II)
Hem Anayurt Oteli romanında hem de "Anayurt Oteli" filminde en önemli temalardan biri zamandır. Dolayısıyla romanda ve filmde ana bölümlemeler zamana bağlı olarak yapılmıştır ve bu bölünmeler iki eserde de aynıdır. Bir başka deyişle film, romanın bölümlemelerine sadık kalmıştır: Sırasıyla "Pazartesi", "Salı", "Perşembe", "Cuma", "Gece", "Salı", "Çarşamba", "Pazartesi", ve "Pazar Sabahı"...
ROMANDAN BEYAZPERDEYE ANAYURT OTELİ (Vol. I)
Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli (1973) romanı ile Ömer Kavur'un 1986 yılında aynı adla sinemaya uyarladığı filmi arasında bir karşılaştırma. Çalışmanın amacı sinema ve edebiyat arasındaki etkileşimi, seçilen film ve roman aracılığıyla örneklemektir. Roman "Anayurt Oteli" ile film "Anayurt Oteli" arasında olay örgüleri, romanda yer alan olay ve durumların beyazperdeye nasıl aktarıldığı, roman ve filmdeki kişilerin sayfadan perdeye geçerken ne gibi dönüşümlere uğradığı gibi konular üzerine...
KIÇ TEKMELEYEN KADINLAR (Vol. I)
Uma Thurman Kill Bill Vol I filmi gösterime girdikten sonra verdiği röportajların birinde şöyle bir beyanatta bulunmuş: "Bu film bildik bir konuya dayanıyor. Bir kişi kendisine yapılan haksızlığın acısıyla ölümden hayata dönüyor, intikamını almak için daha güçlü daha gözükara bir ruh haliyle korkusuzca savaşmaya başlıyor. Tek fark ise bu kişinin 'sizin' tipik erkeklerinizden biri değil, bir kadın olması."
SinemaLez: Yeni Eşcinsel Sinema
1980'li yıllardan önce ana akım sinemada lezbiyenliğin korku filmleri dışında yer bulamaması, sadece ideolojik koşullanma ile açıklanmamalıdır. Elbette sansür lezbiyenliğin perdeden yansımasını engelleyen önemli bir etkendi. Buna ek olarak içinde lezbiyen temsiller barındıran filmlerde vampirlik, nefret, kıskançlık, canilik, canavarlık gibi
klişelere saplanıp kalmışlardır.
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ (Yüzük Kardeşliği)
Gülcan Kaplan ve Deniz Tansel Yüzüklerin Efendisi'ni Gremias'ın göstergebilimsel dörtgeni içinde ele aldıktan sonra üstüne bir de masalcı amca Propp'a göre çözümlediler. Çalışmaları, çerezlik olarak da ele alınabilecek olan bir anlatının (burada yüzüklerin ve kardeşlerin) farklı bir yorumla ne tür anlam tabakaları ürettiğini
göstermeye odaklanıyor.... Sinema-Lez--Popüler Kültür
(SinemaLez serisinin ikinci yazısı, üçüncüsü de yolda..)
Lezbiyen aşkın gösterimi, lezbiyen film eleştirisi için bir başka sorunsaldır. İki kadının sevişmesi oldukça yaygın bir erkek fantezisidir. Porno endüstrisi bu fanteziyi sık sık filmlerde ve pornografik dergilerde kullanır. Gerek türlü klişeler saplanmış ve lezbiyenliğin 'negatif' temsil edildiği ana akım sinemada, gerekse lezbiyen sinemacılar tarafından çekilen ya da lezbiyenliği olumlama çabası içinde olan bağımsız yapımlarda lezbiyen seksin sunumu bu açıdan
problem oluşturmaktadır. Marlin Marlin
Monroe'nun kariyeri ilk adımlarından itibaren bakış üzerine kurulur. İlk işlerinden biri bir diş macunu reklamında, üzerinde mayo ile rol almak olmuştur. Beklenenin aksine Monroe'nun bakılasılığı nedeniyle işlerini kaybettiği de olmuştur. Kimsenin onun yerine elbiselere bakmayacağı gerekçesiyle, mankenlik işinden atılmıştır... Sinema-Lez--Sansür-Vampirler
Egemen söylem eşcinselliği ve özelde lezbiyenlği daha en baştan sinemadan dışlamış, onu yok saymış, reddetmiş ve maskelemiştir. Lezbiyenliğin var olduğu sayılı filmlerde ise bu cinsel kimlik ayıplanmış ve aşağılanmıştır.
1980 yılı öncesine kadar Avrupa'da ve Amerika'da sinemada lezbiyenliğin gösterilmesi karşı çok güçlü bir sansür uygulanmıştır...
Turkish Starwars
The Turkish film industry has a curious tradition of appropriating Hollywood classics and remaking them on a budget roughly equivalent to the price of lunch at a neighborhood kebab shop...
THE Turkish Wizard of Oz
"The Turkish Wizard of Oz" is, without debate, the single stupidest production in the history of motion pictures...and also the most entertaining...
Yeşilçam Melodramlarında Kadın Karakterler Aracılığıyla 'Erkek Bakışının' Yeniden Üretimi
Türk melodramlarının seyircisiyle, özellikle de kadın izleyicilerle güçlü bir ilişki kurulduğu göz önüne alınırsa, bu filmlerdeki kadın karakterlerin, toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretiminde ne denli etkili olduğu görülecektir... i don't like the drugs but drugs like me!
Gizemli Şehir, özellikle doksanlı yıllarda popüler olan sanal gerçeklik, kontrol edilme, gözetlenme, tekno-fobi gibi temalar üzerinde yükselen bir film olmasıyla ve "gerçeklik ve/veya hakikat kavramlarını sorunsallaştırmasıyla birçok filmi (örneğin: Matrix) önceleyen bir filmdir... YOKSA BEN LANET BİR "KOD" MUYUM?
Ölüm mutlaktı ve bilinç ile birlikte bilinçaltını da yok ediyordu. Bilinçaltının varlığı, onu anlamlı kılan bir simülasyona, Matrix'e bağlıydı. Ya da tam tersi... Konuş Onunla: Yokluktan Yaratılan Yaşam
Almodovar'ın son iki filminin Fassbinder filmlerinden önemli bir farkı da kahramanlarının toplumsal olanın neredeyse dışında ya da uzağında olmaları / yaşamalarıdır... Hiroşima Sevgilim: Aşk ve Unutuş
Felsefi bir kategori olarak tutku bir "hiç"tir.Felsefe ancak tanımlayarak, netleştirerek bir kavrama (duruma) kendi sınırları içinde yaşam hakkı tanır...
|