Futbol ve Kurumlarının Ulus-Ötesi Sosyal Projesi: Evsizler Dünya Futbol Kupası 2003
D. Burcu Eğilmez
Futbol üzerine yazmak haddim değil. Özel bir ilgim yok öncelikle, tabi bilgim de... Metin, Feyyaz, Ali üçlüsünün Beşiktaş'ını, Deniz Gökçe'nin Dünya Kupası öncesi gideceği ülkede kiraladığı jipi anlattığı sinir bozucu anları ve pek tabii ikili-üçlü ya da her kaçlıysa televizyonlarda dönen futbol analizlerini (!) saymazsam futbolla uzaktan yakından bir alakam olmadığını rahatça söyleyebilirim. (Hakkını yememek lazım, Beckham'ın da futbol bilgime dolaylı yollardan katkıda bulunduğu söylenebilir.)
Aslında 'alan'larımızı bunca işgal eden, kutsal pazar gecelerinden içki muhabbetlerine kadar her yanı kaplayan ve kapsayan bir mevzuya dair söz söylemek kolay bir iş değil. Hele ki yapılacak her yorum, beyan edilecek her fikir ateşli bir futbol-sever-grup tarafından, ki çoğunluğun erkek olacağını söylemeye gerek bile yok, etraflıca değerlendirilecek, ölçülüp biçilecek ve yargılanacaksa... Yine de başladık bir kere...
Benim gibi biri için, futbolu dert edinip bir yazıya başlamak bile aslında futbolun bir spor olma ötesinde bir fenomen olduğu gerçeğinin kabul edilmesi anlamına geliyor. Futbolu bir topun peşinde koşan onbir insanın canhıraş oyunu olarak görmek haksız bir tavır olduğu kadar, böylesi bir yorumun etrafımızda dönen ve gözümüze sokulan bir sürü 'durum'u anlamsızlaştıracağı da aşikar. Kısaca, futbol kulüplerinin yaptığı onca yatırım, 'oyun' oynayan insanlara ödenen bu kadar yüksek miktardaki paralar, televizyon ve gazete gibi kitle iletişim araçlarının istilası, büyük kulüp yöneticilerinin politikadan medyaya kadar bir çok alan üzerinde kurduğu iktidar, ulusal ve uluslararası düzlemde bunca kurumsallaşabilmiş bir spor dalı aslında daha derin bir bakış açısını hak ediyor.
Bu yazıda da görülebileceği üzere kurumsallaşan ve uluslararası düzeyde temsil mekanizmasını kurmayı başaran UEFA ve FIFA ulus-devletlerin öncelikli sorunu olan sosyal konularda da etkin roller üstlenmeye başladı. Aslında UEFA ve FIFA'nın tek başlarına kurumsal kimlikleri ile ele alınması bile dünya düzeni ve rollerin dağılımının futbol ve kurumları üzerine nasıl yansıdığının göstergesi olabilir. Ancak bu noktada üzerinde durmak istediğim konu tam olarak bu değil. Önemli olan, ya da bence üzerinde durulması gereken, ulus devlet için çözülmesi, üzerinde çalışılması gereken kimi konuların UEFA ya da FIFA tarafından ele alınabilmesi ve tüm dünyada ses getiren projelere dönüşebilmesi. Bunların ne ölçüde çözüm ürettiği ya da üretilen çözümlerin ne kadar kalıcı olduğu tartışmaya açık olmakla beraber bazı örneklerde görülebileceği üzere kitlelerin dikkatini çekmekte futbolun ayrı bir yeri olduğu gerçeği de su götürmez bir gerçek.
Evsizler Dünya Kupası'nda (Homeless World Cup) olduğu gibi.
Evsizler Dünya Kupası, bu yıl UEFA tarafından 15.000 Euro'luk bir bağışla desteklenen bir organizasyon. Futbol 'camia'sından sadece UEFA değil, büyük futbol klüpleri de organizasyona maddi-manevi destek oldular. Real Madrid ve Manchester United adlarına aşina olduğum bu sponsor futbol kulüplerinden. İspanyol Evsizler Takımı turnuvaya Real Madrid'in olanaklarını kullanarak hazırlanmış. Ronaldo ve Figo da takıma destek veren yıldız futbolculardan. Benzer bir şekilde İngiliz Evsizler Takımı da Manchester United'ın desteğiyle turnuvaya hazırlanmış. Nike ise ekipmanı sağlayan büyük sponsorlardan. Yani 'Dünya Evsizler Futbol Kupası', futbol kurumlarından ve spor malzemesi üreten büyük şirketlerden hatırı sayılır bir destek almış.
Dünya Evsizler Futbol Kupası bu yıl 7-13 Haziran tarihleri arasında Avusturya'nın Graz kentinde düzenlendi. Avrupa, Güney Amerika, Kuzey Amerika ve Afrika'dan 18 takımın katıldığı bu organizasyon, Uluslararası Sokak Gazeteleri Ağı (International Street Papers Network-INSP) ve Graz sokak gazetesi Megaphon tarafından organize edildi. Turnuva katılımcıları sadece evsizleri değil, sokak gazetesi satıcılarını da kapsamaktaydı. Ayrıca takımların unisex olmasına da izin verildi. Evsiz ya da sokak gazetesi satıcısı kadınların da takımlarda yer alabilmesi turnuvayı da daha da renklendiren bir unsurdu. Evsizlerin turnuvaya katılımı futbolla da sınırlı değildi pek tabi. Tüm maçlar sokak çalgıcılarının katılımıyla 'ses'lendi. INSP'nin konu ile ilgili yorumu organizasyon ile amaçlanana ışık tutması bakımından önemli:
"Çoğu ülkede sosyal bütünleşmenin spor üzerinden gerçekleştirilme stratejisinin başarılı olduğunu biliyoruz. Futbolun sosyal kaynaştırma konusunda, özellikle sosyal sınırları kaldırabilme konusunda özgün bir kabiliyeti olduğunu da biliyoruz. ...Spor 'kriz durumu'ndaki insanlara yeni şanslar yaratmakta da kullanılabilir... Bu çerçevede, Dünya Kupası uluslararası bir pilot proje olarak, futbolun pozitif gücünü evsizlik ve yoksulluğa karşı verilecek global savaşın bir parçası olarak kullanabilir."
Yukarıda söylenenler birebir çeviri olmasa da konu ile ilgili görüşün genel hatlarını çizmekte. Organizasyon fikri temelde INSP'den çıkmakla beraber UEFA'nın verdiği 15.000 Euro'luk desteğin önemi de azımsanmamalı. UEFA verdiği bu destekle, gerek medya gerekse diğer kuruluşlardan gelen bağış ve sponsorlukların önünü açmış ve organizasyonun turnuvaya takım göndermeyen Türkiye'nin medyasında dahi yaklaşık yedi dakikalık bir haber olarak yer almasına olanak sağlamıştır. Haberin söylemini bir kenara bırakacak olursak, evi ve işi olan seyircilerin önce güldükleri
evsizlerin heyecanına sonradan nasıl da ortak oldukları kısmını yani, söz konusu Kupa birkaç kişinin bile ilgisini çektiyse ne güzel. Hele ki bir evsizin kameralara yansıyan görüntüsünde söyledikleri önyargılı, korunaklı, güvenli vatandaşların bir kısmına bile ulaşmış olsa iyi bir şey diye düşünüyorum:
"Biz evsizlerin sizlerden bir farkımız yok. Lokantalarda içki pahalı olduğu için sokaklarda içiyoruz."
Tüm bunlar, evsizlerin ülkelerine döndüklerinde yerleşik hayata geçmelerini ya da daha iyi koşullarda yaşamalarını sağlayacak gelişmeler değil elbette. Bunlar ulus devletlerin kendi sınırları içerisinde çözmesi gereken sorunlar. Ancak burada önemli olan, UEFA gibi bir kurumun verdiği destekle, futbol üzerinden, hazırlık, turnuva ve sonrasında bir süreliğine de olsa bu insanların iyi vakit geçirmesi, bir kez daha evsizlere dikkat çekilmesi ve kendi tercihleri ya da değil bu hayatı yaşayan, dışlanan insanlar hakkındaki önyargının bir parça daha aşılması.
Kaldı ki bu politikaların yansımalarını ulus devlet uygulamalarında da görmek mümkün. Futbolun kaynaştırma, birleştirme, kimlik yaratma, vb. güçlerinin Millî Takım fenomeni ile en açık şekline büründüğünü biliyoruz. Zaten, her millî maç öncesinde ya da sonrasında farklı 'kimlik'ler taşıyan bir sürü 'Türk'ün yaşadığı hezeyanı/heyecanı başka şekilde açıklayamayız herhalde. Bu işin makro boyutuysa, Devlet eliyle projelenen futbol yatırımları da mikro düzlemde ele alınabilir. Biliyoruz ki Türkiye'de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü denilen ve teşkilatını ülkenin dört bir yanını yaymayı başarmış bir devlet kurumu var. Ayrıca, devlet eliyle, İl Geçlik Müdürlükleri etrafında, gençlerin 'kahvehane' yerine spor kulüplerine, yaz okullarına çekilmeye çalışıldığı ve bunun son zamanlarda devlet söylemine iyiden iyiye yerleştiğini de biliyoruz. Okullar kapanır, aileler çocuklarını yerel kulüplerin altyapı takımlarına yazdırır. Bir yandan gelecekte dünyanın parasının kazanabilecek bir evlat yetiştirme, yok olmazsa da yaz tatilini 'haylazlık' yapacağına top peşinde geçirtme dürtüleriyle bu proje ailelerce de desteklenir. Bu projenin söylemi eleştirilebilirse de sosyal yaşam olanaklarının bu kadar sınırlı olduğu bir ülkede, hele ki özel yaz okullarının fiyatlarına bir yerlerde rastladıysanız, çocuklara sunulan bu fırsat farklı bir gözle bakıldığında övgüyü hak bile edebilir. Konunun kapsamı genişletilirse neden benzer projeler evsizler, aslında bu konunun Türkiye gündeminde öncelikli olmadığı aşikar, ya da sokak çocukları için başlatılmasın ki? Madem futbolu bu kadar seviyoruz (!), madem futbol bu kadar kaynaştırıcı, birleştirici, v.s; öyleyse futbol neden biraz daha popüler eğlenti olmaktan öteye gitmesin? UEFA'nın 'Evsizler Turnuvası'na verdiği destek, neden Türkiye'de sokak çocukları için büyük kulüpler ve Türkiye Futbol Federasyonu tarafından verilmesin?
Futbol ve Kurumları üzerine bir şeyler yazmaya çalışmam sırf bu yüzdendir. Eğer erkekler 'büyütmeyelim bu kadar, altı üstü eğleniyoruz.' diyorlarsa, futbolu bu kadar 'yüceltmenin' tarafımca ancak bu tür bir bakış açısıyla anlamlanabildiğini söylemeden bitirmek istemem.
Bakınız:
www.uefa.org
www.street-papers.com
|
|