altYazılar | eleŞtiri

cinNet     altYazılar     çizgiDünya     cinAynalar     karşıYuvar     dipŞiirler     belGelik     baĞlantı  

  'Şiirin 60’lardaki Sıçramasına Kayıtsız Kalınamaz’
Benim ortaya koymaya çalıştığım pratikler bütünü, mütevazı bir rönesansa denk düşüyor, kuşkusuz. Mütevazı, ama bu dilde bir edebiyat sürdürülecekse ve bu edebiyat piyasanın, devletin, sermayenin kulu olmayacaksa, yine de çok büyük bir öneme sahip olacak bir şey. Sınırlarını kabaca şöyle çizelim: Geleneksel, bilimdışı eleştiri yordamlarının terk edildiği, eleştirinin nesnesini doğrudan edebi metnin oluşturmaya başladığı (yani eleştirinin bariz biçimde maddecileştiği), edebiyatın tarihi üzerine düşünmenin, yazmanın, derinleşmenin rastlantısal değil, bilinçli bir eylem haline geldiği ve son, belki de en önemli başlık olarak da, temelde İkinci Yeni’ye ve geçmiş şiire meydan okumayı içeren yepyeni bir şiirin kurulmaya başladığı bir dönem. ‘Rönesans’ın sınırları budur. ....

  Orhan Hançerlioğlu'nun Romancılığından Bir Kesit: Ekilmemiş Topraklar
Ekilmemiş Topraklar, Osmanlı'nın çöküşünün savaşlarla somutlaştığı kabuslar devri diyebileceğimiz on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinden başlayıp cumhuriyetin serpilip kökleşmeye çalıştığı ikinci dünya savaşının sonuna dek uzanan bir zaman dilimini ele alıyor. Roman bir ailenin soy kütüğü eşliğinde Anadolu özelinde bir ülkenin nasıl eriyip gittiğini yer yer doğalcı bir anlatımla ortaya koymaktadır. Yazar, sanki Reşat Nuri'nin Yaprak Dökümü'yle betimlediği kentli/yönetici kesimin çözülüşünde olduğu gibi, kırsalın ya da açıkçası halkın sömürülüşünü ortaya sererek halkayı tamamlamak istemiş....

 Polisiye Roman, Patricia Highsmith ve Ripley'in Ötesi....
Öyle ya da böyle bir çoğumuz Highsmith ismine aşinayız. Polisiye okuru olanlar zaten yazarı yakından tanıyorlardır. Ama bunun dışında da Highsmith'le tanışmamız için sebeplerimiz var. Patricia Highsmith'in yazarlığının dışında, iyi yönetmenler tarafından filme çekilmiş romanları, adına aşina olduğumuz roman karakterleri var.

  BİR NEFESLE SÜRÜLENLERİN POETİKASI
Üç sürgün şairden söz ettik. Üçünün de sürgünlük nedenleri başkaydı. Biri varoluşunun sürgünü, diğeri toplumsal projelerinin sürgünü, sonuncusuysa kitle ruhundan iğrenmenin sürgünü. Mevlânâ sürgüne çıkarken aşkından, Nâzım vatanından, Celan ise dilinden yoksun kalmıştır...

 Ece Ayhan
Ece Ayhan hem şeyhine başkaldıran hem de dergâhını terk etmeyen örneksiz bir mürit gibi durdu Türkiye şiir ortamında. Yazılanların aksine hiç mutlu olmadı ve mutlu ölmedi...

 Şiir ve İdeoloji
Böyle bir başlığa sahip olan bir yazının hem Türkiye şiiri hem de genel olarakideoloji kavramı üzerine hatırı sayılır saptamalar yapması beklenebilir...

  Azizler ve Alimler Ya da Dilimizdeki Kirpi: Wittgenstein
İlkçağ felsefesi ne kadar erekbilimsel; Ortaçağ felsefesi ne kadar tanrıbilimselse, Çağdaş Felsefe de o oranda dilbilimseldir. Bütün bu "... bilimsel" dizgelerin amacı dünyayı açıklamak olduğu kadar onun sınırlarını belirlemektir de...

 Kentin Boy Aynasında İçe Bakış
Sözcüklerin büyüsüne kapılmak için şair ya da romancı olmak gerekmezelbette. Kimi zaman belleğimizde hatırı sayılır oranda yer tutan, kimi zamansa sadece ilk duyduğumuzda dehşet verecek kadar açıklayıcı bulduğumuz ama sonra hemen unutuverdiğimiz onca veciz, özlü sözün yaratıcıları bilinmez genellikle ...

birgün bu kopkoyu
faşizmden sağ çıkarsam kendime ne söyleyeceğim?

Tıfıllar için tıklayın...


cinNet'e arabir sorulan sorular