![]() |
altYazılar/duruMedya
|
![]() |
|||||||||||||||||
Doğan Paşa'yı da bu çerçevede anlamak pek mümkün görünmüyor. Düşünün koca paşa ülkeyi 'İsviçrevari bir pasifizme götürmek için ellerinden gelen'i yapan kesimlerle işbirliği içinde (!) Tabii ki, Özkök hastalığının geçmesini beklemeden kaleme kağıda sarılacak. Tehlike büyük, onbeş yıl ülkenin yarısında düşük ölçekli bir savaşı başarıyla yönetmiş ordunun en güzide paşalarından birisi pasifizme kayıyor. "Sivil müdahale" hemen tezgahlanıverdi. Aslında Özkök'ün telaşlanması yersiz, çünkü Genelkurmay ikinci başkanı Büyükanıt gibi "komşudaki yangına bigane kalmayacak" üstelik de görevi başında pek çok paşa vardır. Gelelim büyük devlet olmak için güçlü ekonominin yetmemesi yanı sıra "savaşma kabiliyeti ve morali olan güçlü ve hareketli bir ordunun bulunması" meselesine... Yapılacak ilk tespit şudur: Türkiye'nin konumu, Özkök'ün dediği gibi esamesi okunmayan Fransa ile Almanya'dan bütünüyle farklıdır. Türkiye'nin fazladan ekonomisi de zayıf. Özkök, acaba bu durumun ordunun Irak'a asker göndermesiyle değişeceğini mi zannediyor? Unutulmamalıdır ki, savaşlar sırf savaşmak için yapılmazlar. Haklı ya da haksız birtakım gerekçeler uğruna ordular çarpışır. Hal böyleyken çıkmasında pek de payımızın olmadığı bir savaşa neden taraf olunmak isteniyor? Irak'taki Amerikan/İngiliz ordusu işler yolunda gittiği için mi başta Türkiye'den olmak üzere başka ülkelerden asker istemektedir? Hiper-faşizmin rütbesiz askeri Özkök, bir şeye benzetemediğiniz Avrupa orduları karşısında şimdi Irak'taki Amerikan ordusu mu başarılı oluyor yani?! Avrupa Birliği'ni doğuran İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem belli ki Özkök'ün "içine sindiremediği" bir iklime sahip. Nedir bu iklimin adı? El cevap "pasifizm". Yani sağa sola saldırmamak, yirminci yüzyılın başındaki gibi dünyanın her yanını sömürgeleştirmemek. Özkök bu iklimden hoşnut değil. Peki Özkök ne istiyorsunuz? Milyonların birbirlerini yalnızca sizin gibilerin pek iyi bildiği idealler uğruna boğazlamalarını mı? Sizce Atatürk yanlış mı düşünüyordu "Yurtta barış dünyada barış" derken. Yoksa barış dünya için bir lüks mü? İnsanların sırtından sopayı karnında açlığı eksik etmemek mi gerek? Açık yazın da bilelim. Anlaşılan o ki, sizin hastalığınızın nekahat dönemine girmesi daha uzun zaman alacak. Kısası yazdıklarınızı hasta oluşunuzun getirdiği kırılganlığa ve anlayışsızlığa veriyoruz. Sağlıklı ve salim bir kafayla yazmaya özen gösterin lütfen! |
|
||||||||||||||||||