çıkMalar

cinNet     altYazılar     çizgiDünya     cinAynalar     karşıYuvar     dipŞiirler     belGelik     baĞlantı  

 Telif Hakları, Korsan ve İnternet Açısından Kitap Okurunun Konumu

seyfullah pazarcıklı  

Bu yazıda kitap okurunun konumunu -geçtiğimiz aylarda Radikal'de yayımlanan telif haklarının kitap yayıncılığı özelinde irdeledindiği yazıların verdiği ilhamla- Türkiye koşullarında okur olmaya / kalmaya çalışan bir yurttaş gözüyle betimlemeyi amaçlıyorum.

Ülkemizde, ister telif olsun ister çeviri ya da derleme, kitap üretiminin sorunları, kitabın da herhangi bir maldan farklı olmadığından hareketle, oldukça özel kalmaktadır. Çünkü herhangi yasal bir engel olmamasına karşın söz konusu ürün öteki ürünlerden çok daha zor dağıtılır çok daha zor pazarlanır. Ne olursa olsun bunun en ağır bedelini biz okurların ödediği apaçıktır; zira ya aradığımız kitabı baskısı olmadığı için bulamayız ya da pahalı olduğundan bulduğumuz kitabı alamayız. Kuşkusuz Cem Akaş kadar radikal biçimde korsan “güzellemesi” yapacak değilim ama orta yerdeki sorun üretici olarak yayıncıdan çok, tüketici olarak okuru vurmaktadır. Bu bakımdan yayıncıların sözcüsü Metin Celal'e yakın durmak da güçtür. Okur cephesinden bakıldığında, yazarın hakkıyla, yayınevinin hakkının her zaman özdeş olması gerekmediği görülmektedir. Yani okurlar, korsan kitap almış olsalar da o yapıttaki düşüncelerin, görüşlerin bir yazarı olduğunu teslim ederler, bu durumu tanırlar. Oysa kitabın cisim olarak mülkiyetini çoğunlukla elinde tutan yayınevi için aynı şey söz konusu olamaz; çünkü onlar için bu aşamada hayati olan, kitabın barındırdığı düşünceler değil bizzatihi kitabın kendisidir. Açıkçası hal böyle olunca, yayıncının hakları kolayca gözardı edilmektedir. Yazar-Yayıncı ittifakının altında yatan şey bu açıdan okuru ilk etapta ilgilendirecek bir değer taşımaz. Çünkü bu ittifak düşünsel üretimin cisimleşmesi sayılabilecek kitabın paraya dönüştürülmesinden başka birşey değildir ki, kitap okurunu okumaktan, bilgiye duyduğu meraktan uzaklaştırmaya yarar. Kitap okuru, sırf yazar para kazansın, hayat standartını yükseltsin diye kitap alıp okumaz; tıpkı bilgisayarı, bilgisayar şirketlerini zengin etmek için, otomobili otomobil şirketlerine para kazandırmak için almadığı gibi. Elbette tüm öteki sektörlerde olduğu gibi yayıncılıkta da tüketicinin gereksinimi olmasa da ona ürün satmaya çalışılır. Yani her zaman ihtiyaç önce gelmez; kimileyin o ihtiyaç üretici tarafından yaratılır.

Azalan okur sayısı-artan maliyet kısırdöngüsü içinden çıkmanın yolu korsan yayıncılığı polisiye yöntemlerle bastırmak olamaz. Okurun bir faktör olarak görmezden gelindiği bu çözüm yolu yazar-yayıncı ittifakını uzun vadede güçlendirir mi bilinmez, ama kitap piyasasının hızla erimesini ivmelendireceği neredeyse kesindir. Türkiye'de korsan olduğu için yayıncılarımız zorlanmadılar; korsan bir sonuçtur, kendi başına bir neden değildir. Yıllar yılı üç beş büyük kent dışına ulaşamayan, ulaşsa bile çoğu ilgi çekmeyen kitapların korsanı yapılmıyor; korsanı yapılanlar, dağıtıldığında satabilecek yayınlardır. Denebilir ki, efendim zaten korsan en çok büyük kentlerde yani dağıtım sorunu olmayan yerlerde. Bu yoruma katılmak pek mümkün değil, çünkü dağıtım açısından dar bir alana hapsolmuş kitaplar pahalıdır ve okur, kitabı bulamadığı için değil alamadığı için korsana yönelmektedir. Küçük kentlerdeki okurlara ise nedeni ne olursa olsun kitap ulaşamamaktadır; onlar zaten kaybedilmiş durumdalar...

Okurun Hak Talebi
Yazar ve yayıncının kitap üzerindeki hakları tamdır. Oysa okurun hakları, başka ürünlerle karşılaştırıldığında ya çok sınırlı kalmakta ya da hemen hiç yoktur. Sözgelimi bir marka bilgisayarın ekranını alıp bir başka marka bilgisayara takabilir ve herhangi bir takibata maruz kalmadan kullanabilirim. Oysa aynı şey, kitaplar sözkonusu olduğunda yayıncı ve yazarlar pek cimri olabilmekteler. Çoğu yayıncı, kaynak gösterilse bile kısa alıntılar dışında kitabın hiçbir bölümünün hiçbir biçimde kullanılmasına izin vermemektedir. Bu durumda neyi ne kadar satın aldığımız sorgulanabilir hale gelmektedir. Yazarın düşüncelerinin ürünü olan kitap üzerindeki haklarını o kitabın o yazar tarafından yazıldığının tescil edilmesinden öte bir bir kapsamı olmamalıdır. Aksi takdirde düşüncelerin dolaşımı oldukça sınırlı hale gelmekte ve parası olanla kısıtlanmaktadır. Yazar kitabını basması için hiç kuşkusuz bir yayıncıyla anlaşacak ve kitabını doğallıkla “satacak” ve her iki kesim de bu anlaşmanın sonucunda para kazanmaya uğraşacaktır. Fakat bu durumun özel durumlar hariç mirasçılar varoldukça sürüp gitmesini kabul etmek mümkün değildir. Okurun daha geniş bir yelpazeye yayılan kitaplara ulaşabilmesi için bu sürenin sınırlanması gerekir. Böyle bir sınırlama düşüncelerin daha geniş kitlelere yayılmasını sağlayacak yeni okurların kazanılmasını sağlayacaktır. Yani eğer ortada bir hak varsa, bunun bir ortağı da okurdur.

Bir Paylaşım Önerisi
Geçtiğimiz yüzyılda ABD'nin ülke çapında posta dağıtımını kolaylaştırmak üzere aldığı kararlar sonucunda pekçok yayın kolayca tüm ülkeye yayılmıştı. Böylece ülke genelinde haber ve bilgi dolaşımı hız kazanmış ve hükümetler aldıkları kararları yurttaşlara daha kolay duyurmuştu; sorunları herkes herkese daha kolay bildirmişti. Günümüz Amerikasının gelişmişlik düzeyinde bu kararın payının büyük olduğunu söylemek abartma olmaz. Ülkemize bakıldığındaysa durum içler acısıdır. Süreli yayın ve kitap dağıtımını çağdaş ülkelerdeki gibi yaptığımızı söylemek kolay değildir. Bugünün dünyasında teknolojik ilerlemenin getirdiği hız ve kolaylıkların okur olarak, yayıncılarımız tarafından layıkıyla kullanıldığından da kuşku duymaktayım. Sözgelimi, kaç yayıncımız bastığı kitapların hiç yoksa belli bölümlerini -varsa- web sitelerinde yayımlamaktadır? Tüm dünyanın büyük umutlar beslediği İnternette Türkçe içerik ne yazık ki, yüzde bir bile değil. Ülkemizde internet kullanımında birtakım zorluklar bulunsa da korsanın bile gitmediği noktalara erişme potansiyeli olan internet bu yazıda ele alınan sorunun çözümünde iyi bir platform olabilir. En azından üniversitelerin araştırma yapma kapasitelerini kat kat artıracağı kesindir. Okur olarak, kitap satışlarının artırılmasına katkı sağlayacağına ve korsana karşı bir panzehir olacağına inandığımdan telif haklarının internet için uygulanmamasını öneriyorum. Böylece okur da bu mülkiyet paylaşımına bir ölçüde olsun katılmış olacaktır.

Sonuç olarak, bilginin dolaşım araçlarından birisi olarak kitap, ne yazarın ne de yayıncısının hak taleplerine kurban verilemeyecek derecede toplumsal değer taşımaktadır. Bu değeriyle orantılı bir denge kurulmasında herkes için büyük yarar vardır; bu paylaşım masasının bir köşesinde de okurun oturduğunu ve gözardı edildiğinde korsan silahını kullandığını unutmayalım.

 yukarı

birgün bu kopkoyu
faşizmden sağ çıkarsam kendime ne söyleyeceğim?

Tıfıllar için tıklayın...


cinNet'e arabir sorulan sorular